07/06/2025
Kültürlü Bir Günün Ardından Notlar
7 Haziran 2025 / Köln / Duisburg
Sabah (dün) saat yedi. Pencereden dışarıya baktığımda gri, serin bir hava karşıladı beni. Çiseleyen yağmur, festival günü için ilk bakışta moral bozucu gibi görünse de içimdeki heyecan bu gri perdenin çok ötesindeydi. Bugün, Avrupa’da yaşayan Kürtlerin kültürel belleğini yaşatmak, ortak hafızayı sahneye taşımak ve geleceğe devretmek için bir araya geldiği Kürdistan Govend Festivali’nin 36.’sı düzenleniyor. Duisburg’a gideceğim ve her zamanki gibi umut ve dayanışmayla dolu.
Hazırlıklarımı önceden tamamlamıştım. Kahvaltı etmeyenlerdenim; bu yüzden saat 9 gibi yola çıktım. Önce Ehrenfeld’den Mülheim’a, orada arkadaşlarım Firaz ve Yıldız’la buluştuktan sonra Duisburg’un yolunu tuttuk. Yol boyunca festivali konuştuk. Firaz, geçen yılın gruplarından söz etti: özellikle gençlerin enerjisini unutamamış.
Saat neredeyse 12’ye geliyordu. Festival alanına doğru yürürken ilk duyduğum şey davul ve zurna sesi oldu. Prova yapan gruplar, sahne kostümleriyle alanda koşturan gençler, son hazırlıkları yapan görevliler… Her şey yerli yerindeydi ve bir kültür şöleni başlamak üzereydi. Yöresel yemeklerin kokusu yoktu, international tavuk etti yanında turşu ve pilav vardı, stantların renkli yapısı, özellikle Zarok Ma, Amed Sport Duisburg ve Govend E.V. gibi tanıdık isimler, festivalin genişliğini gösteriyordu.
Çocukların neşeli koşuşturmaları, gençlerin prova sırasında birbirlerine gösterdikleri figürler… Bu yıl yaklaşık 34 grup sahne alacakmış; 19’u bugün, geri kalanı ise yarın sahnede olacak. Festival yalnızca dans değil. Bazı gruplar kaybolmaya yüz tutmuş halk oyunlarını araştırarak figürleri yeniden canlandırıyor. Bu katkılar jüri tarafından “araştırma” ve “kostüm” gibi özel ödüllerle değerlendiriliyor. Yarışma havasından çok bir kültürel koruma misyonu var.
15-30 yaş arasındaki gençlerin aktif katılımı dikkat çekiciydi. İlk kez sahneye çıkanlar heyecanlıydı ama birbirlerine gösterdikleri destekle atmosfer kolektif bir coşkuya dönüşüyordu.
Salonun köşesinde 27 yıldır moderatörlük yapan arkadaşım Berfin Hezîl ile karşılaştım. Geleneksel kıyafeti kendi tarzıyla birleştirmişti. Sahnedeki duruşu, esprileri ve zamanlamasıyla seyircileri hem güldürdü hem de coşturdu. Mamoste Yılmaz’la Dimilî Kürtçesinde konuşarak içten bir anı paylaştık. Amed yöresine ait desenli kostümüyle hazırlık komitesinden Sipan dikkat çekiciydi; kostümünü çok beğendim, o da benim için bir tane hazırlayacağını söyledi 🙂 Festival organizasyonu danscılar ve mamosteler gerçekleştiriyordu. Hazırlık komitesinden Ali Güler, istemememe rağmen yakama festival kartı taktı, küçük ama anlamlı bir jestti.
Bu yılın en dikkat çekici yönlerinden biri de kadın gruplarının fazlalığıydı. Sadece kadınlardan oluşan ekipler büyük özenle hazırlanmıştı. Kıyafet düzeltmeleri, makyajlar, sahne öncesi motivasyon sohbetleri… Katılım oranı erkeklerden yüksekti. Bu durum, diasporadaki Kürt kadınlarının kültürel alanda ne kadar güçlü bir mücadele sergilediklerini açıkça gösteriyordu.
Salon dolup taşmıştı. Sadece 350’e yakın dansçı vardı. Katılımcılar büyük oranda onların aileleri ve çevredeki Kürt kitlesinden oluşuyordu. Halaylarla başlayan gün, kolektif bir coşkuya dönüştü.
Tüm gruplar dışarıda büyük bir halayda birleşti ve festivali başlattı. Ardından salona geçildi. Şehitler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı, Govend tanıtım filmi izlendi, jüri üyeleri tanıtıldı. Jüri başkanı Weliyê Botî, 36 yıl sonra dördüncü kuşağın sahnede olduğunu belirtti ve “Bu bir yarışma değil, bir kültürel hafızanın aktarımıdır” dedi.
Sinan Asya arkadaş kültür hareketi adına yaptığı konuşmada 52 yıllık direnişin Avrupa’da 36 yıllık bir kültür nesli yarattığını söyledi. Govend, sadece bir dans değil; bir yaşam biçimi, bir kimlik taşıyıcısı, bir kültürel direnç olduğunu ifade etti. Bu festivalin sürdürülebilmesinin büyük bedellerle mümkün olduğunu vurguladı.
Hazırlık komitesi adına Mustafa Şahin kısa bir konuşma yaptıktan sonra, bugün (dün) sahne alan gruplara geçildi.
Govenda Ar-Jin (Wuppertal) – Kocgîrî oyunları,
Govenda Ciwanên Rojê (Wesel) – Botan,
Govenda Mezopotamya (Saarbrücken) – Agirî,
Govenda Şehit Serhat (Lehrte) – Gimgim,
Koma Şehit Zülküf (Nürnberg) – Riha,
Koma Kaniya Spi (Celle) – Agirî,
Koma Evîna Asmîn (Basel) – Colemerg (sadece kadınlardan oluşuyor),
Koma Dersim (Dortmund) – Gimgim, “Berivanê” adlı dengbêjî ile açılış yaptı,
Koma Agirê Welat (Solothurn) – Colemerg, “Lê Dayikê” klamıyla duygusal anlar oluştu,
Koma Delîl Ciyager (Berlin) – Gimgim, karma grup benim favorim!
Govenda Sipan Amara-Jin (Hamburg) – Wan,
Koma Hebûn (Verden) – Botan, Mem û Zîn ile tiyatral bir giriş yaptı.
Koma Morî (Köln) – Riha,
Govenda Çiyayên Welat (Lehrte) – Botan, başörtüsü stilleri dikkat çekiciydi.
Moderatör Berfin, konuşmasında tüm grupları takdir etti. Ardından yapıcı bir eleştiride bulunarak Şengal gibi bölgelerin halk oyunlarının araştırılması gerektiğini vurguladı. Bu çağrı, kültürel hafızanın sadece hatırlamak değil, araştırmakla da beslendiğini hatırlattı.
Her grubun sahnede bir hikayesi vardı: aşk, emek, düğün, savaş, barış, yas… Danslarda klamlar ve çîrokbejî anlatılar ön plandaydı. Bu yıl neredeyse tüm gruplar dengbêjîliğe önem verdi.
Dönüş yolunda ise küçük bir sürpriz yaşadım: Arkadaşım Firaz haber vermeden ayrılmış festivalden.
Sanatçı arkadaşım Merdan’la Köln’e döndüm. Yol boyunca günü konuştuk. Merdan, bu yılki katılımı ve içerik zenginliğini “son yılların en iyisi” olarak değerlendirdi. Gençlerin etkisiyle festivalde bir yenilenme yaşandığını ifade etti. Bu festivalin sadece bir sahne değil, aynı zamanda bir kuşak aktarımı, bir kültürel hafıza olduğunu konuşa konuşa vardık Köln’e.
Yarın (bugün) festivalin ikinci günü. Ama sonuçtan bağımsız olarak asıl kazanan belli: Kürt kültürü. Govend Festivali; bir buluşma, bir dayanışma ve en önemlisi bir hatırlama alanı.
Ozgur Rayzan