Ozgur Rayzan

Ozgur Rayzan ZIWAN, KULTUR, ROJDEM,

24/05/2026

Fermana Ezdîxanê .berivan

24/05/2026

Govenda Ar

23/05/2026

Mihtîcana Govrnda Kurdî

15/05/2026

Nûçe tv pîroz be

12/05/2026

Foruma Aşitî û Serbestiya Komelîyê

11/05/2026

Pîrozbahiya Amedaporê

26/03/2026

Newroz 2026 Stenbol

Adem Karaçoban'ın "Mustafa Karasu Ortaya Çıktı" Paylaşımı ÜzerineGünlerdir Heval Karasu hakkında çeşitli mecralarda çok ...
02/07/2025

Adem Karaçoban'ın "Mustafa Karasu Ortaya Çıktı" Paylaşımı Üzerine

Günlerdir Heval Karasu hakkında çeşitli mecralarda çok sayıda haber ve yorum yayımlandı. Uydu yayınlarından sosyal medya platformlarına, WhatsApp gruplarından YouTube videolarına kadar uzanan bu bilgi bombardımanında, gerçekle ilgisi olmayan iddialar, sansasyonel yorumlar ve dezenformasyonlar ön plana çıktı. Kimileri gerçekten bilgiye ulaşma derdindeyken, kimilerinin tek derdi tıklanma, izlenme ve algoritmalarda öne çıkmaktı.
“Karasu infaz edildi” diyenler, türlü komplo senaryoları yazanlar, sosyal medyada bilgi kirliliği yayanlar, bu süreci bir tür kaos üretme aracına çevirdiler.

Bu karmaşada, Kürt gazeteciliği içinde konumlandığı varsayılan Adem Karaçoban’ın “Yeni Gelişme: Mustafa Karasu Ortaya Çıktı” başlıklı paylaşımı da ne yazık ki bu spekülatif dalganın bir parçası haline geldi. Söz konusu başlık, sadece habercilik refleksiyle atılmış gibi görünmüyor; aynı zamanda sansasyonel bir dille kamuoyunu yönlendirme çabasını da içinde barındırıyor.
Kürt medyasında önemli bir isim olarak anılan bir gazetecinin, bu kadar belirsiz, spekülatif ve heyecan uyandırmaya yönelik bir başlıkla ortaya çıkması, hem etik hem de profesyonel açıdan ciddi bir problemdir. Karaçoban’ın, yandaş ve karşıt medya arasında sıkışıp kalmış ve bu iki kutuptan da negatif dil alışkanlıklarını bilinçsizce tekrar eden bir çizgide ilerlemesi, haberin içeriğinden çok kullanılan üslubun yarattığı etkiyle dikkat çekmeye çalıştığını gösteriyor.

Şahsen tanıdığım, yazılarını ve paylaşımlarını zaman zaman takip ettiğim bir gazetecinin bu şekilde yüzeysel ve güven sarsıcı bir dil kullanması hem şaşırtıcı hem de üzücüdür. Çünkü habercilik; spekülasyonla, çarpıcı ama içeriksiz başlıklarla değil, doğruluk ve sorumluluk ilkeleriyle yapılmalıdır.
Politik gelişmeleri magazinleştiren ve sansasyonel hale getiren habercilik anlayışı, anlık ilgi çekebilir ama uzun vadede hem gazeteciyi hem de medyayı itibarsızlaştırır. Adem Karaçoban’ın kullandığı bu tür başlıklar, yalnızca kamuoyunun sağlıklı bilgiye ulaşmasını engellemekle kalmaz; aynı zamanda bilgi kirliliğini derinleştirir, manipülasyona açık bir ortam yaratır.

Sonuç olarak, bu örnek bize bir kez daha şunu hatırlatıyor: Gazetecilik, sorumluluk işidir. Her cümle, her başlık, her vurgu, sadece okur ilgisini değil, kamu vicdanını da etkiler. Karaçoban gibi gazetecilerden beklenti; hızdan ve tıklanmadan çok, hakikate ve halkın doğru bilgiye ulaşmasına hizmet etmeleridir.

Yıllardır şahit olduğumuz benzer zihniyetin ürünü olan yandaş ve karşıt medyadan bazı gazete başlıklarını paylaşmak istiyorum. Her iki başlık da bende aynı öfkeyi ortaya çıkarıyor: Haberden ziyade manipülasyon ve spekülasyonlarla bir yere varamayız....

Kültürlü Bir Günün Ardından Notlar– 28 Haziran 2025 / Köln / DuisburgSabah (dün) saat yedide başladım güne. Tipik bir Al...
09/06/2025

Kültürlü Bir Günün Ardından Notlar– 2

8 Haziran 2025 / Köln / Duisburg

Sabah (dün) saat yedide başladım güne. Tipik bir Almanya sabahıydı: tren gecikmeleri, koşuşturmalar, karmaşa… Ama bu telaşın içinde başka bir enerji vardı. İçimde, kültürün nabzının attığı bir güne daha adım atacağımın hissiyle yola çıktım. Sanatçı Merdan’la birlikte Duisburg’a doğru ilerledik. Mîhrîcan Festivali’nin ikinci günüydü. Dün finale kalan grupların heyecanı hala gözlerdeydi. Ama burada asıl mesele yarışmak değildi; bir halkın kültürünü, kimliğini sahnede yaşatmaya dönük güçlü bir iradeydi.

Alana ulaştığımda ortam yine canlıydı. Sahne hazırlıkları sürüyordu; ekipler son tekrarlarını yapıyor, kostümler tamamlanıyor, makyajlar tazeleniyor, adımlar ısınıyordu. Her şey, folklorun sadece bir gösteri değil, bir hafıza biçimi olduğunu hatırlatıyordu bana. Dansın bedensel bir hareketin çok ötesinde, kültürel bir aktarım biçimi olduğunu bir kez daha canlı canlı hissettim. Kürt dansları; inancın, mücadelenin, gündelik yaşamın, hatta masalların bir sahneye dönüşmesiydi. Atılan her adımda bir geçmiş akıyor gibiydi.

Dün olduğu gibi bugünde Kürt medyası alandaydı. Sterk TV, Medya Haber ve özellikle Çira TV festivalin iki gününü de canlı verdi. Gazeteci Adem Karaçoban da kendi kanalında festivali izleyiciye taşıdı.

Standları gezerken MA Müzik ve Zarok TV’nin birlikte yürüttüğü “Bir Milyon Kitap, Bir Milyon Çocuk” projesiyle karşılaştım. Açıkçası beklenen ilgiyi görmemişti, bu beni üzdü. Çünkü bu kampanyanın amacı çok derin ve vicdani bir yere dokunuyor. Kitapla büyüyen çocuk, diliyle büyür; hikâyesiyle kök salar. Her yerde bu kampanyaya omuz verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bir diğer stant beni özellikle etkiledi: Seyidxan Kurij’in açtığı Dimilî Kürtçesi kitap standı. Masallar, öyküler… Hepsi Dimilî Kürtçesinde. Bu dili yaşatmak için birebir katkı sunuyor. Dokuz kitap aldım. Kendisiyle hem sohbet ettim hem de kısa bir röportaj yaptık. Festival, dilin sahneden standa, kitaptan insana nasıl aktarıldığının somut örneğiydi.

Röportaj yapmak üzere festival alanında dolaştım. Özellikle Dimilî Kürtçesiyle konuşmak için birilerini aradım ama ne yazık ki ilgi çok azdı. Mamoste Yılmaz’ı buldum. Kendisiyle festival ve govend geleneği üzerine derinlikli bir sohbet yaptık. Dilin, dansın, belleğin nasıl iç içe geçtiğine dair çok kıymetli şeyler söyledi.

Öğleden sonra bir kriz çıktı. Polis ekipleri salonun acil çıkışlarının kapalı olduğunu fark edip müdahale etmek üzere geldi. Salon tıklım tıklımdı. Ekipler, seyirciler adeta hareket edemez hale gelmişti. Festival hazırlık komitesi hemen acil çözüm üretmeye çalıştı. Bir süreliğine dans gruplarını dışarıda tuttular, yalnızca seyirciler içeri alındı. Ancak içeride yer açılsa da, bu kez birçok kişi dışarıda kaldı. Kimileri, “Madem içeri sınırlı kişi alınacak, neden fazla bilet satılıyor?” diye tepki gösterdi. Kimileri de, “Katkı sunduk ama esas derdimiz oyunları izlemekti,” diye kendi aralarında konuşuyordu. Bir kısmı, böyle bir etkinliğe ticari mantıkla yaklaşılmaması gerektiğini dile getirdi. Yaklaşık 350 kişilik halk oyunları ekipleri tekrar çalışma odalarına alındı ve provalarına devam ettiler.

Yaklaşık iki saatlik bu bekleyişin ardından festival tekrar başladı. Berfin sunumlarına kaldığı yerden devam etti. Ardından Paris’ten gelen grup sahne aldı. Salon, yeniden o kültürel coşkuya döndü.
Bugün (dün) sahneye çıkan gruplar birbirinden etkileyiciydi. Koma Azadî, Colemêrg yöresinden oyunlar sergiledi. Kostümleri oldukça özenliydi. Govenda Ar, Çewlîg yöresini oynadı. Seyirci ayakta alkışladı. Berlin‘den katılan sadece kadınlardan oluşan grup büyük beğeni topladı. Govenda Evîna Welat Bihevre (Basel) bana göre ödülü fazlasıyla hak etti. Koma Jiyan (Stuttgart) ise Dîlok yöresiyle sahnedeydi. Bugün yalnızca teknik yeterlilik değil, sahnedeki ruh, emek ve inanç da çok net hissediliyordu.

Bugün sahneye çıkan gruplar şunlardı:
Govenda Şehîd Sîpan Amara – Semsûr | Hamburg
Govenda Baran – Dêrsim | Köln
Govenda Esterîya – Xinus | Limburg
Govenda Bêrîvan – Welatşhex | Wesel
Govenda Romanî – Wan | Köln
Govenda Rojbîn – Îdir | Paris
Koma Azadî – Colemêrg | Dortmund
Govenda Sîpan Amara – Dêrsim | Hamburg
Koma Şîyar – Jin – Agirî | Salzgitter
Govenda Ar – Çewlîg | Wuppertal
Koma Feraşîn – Colemêrg | Berlin
Koma Evîna Welat bi Hevra – Agirî | Basel
Koma Jiyan – Dîlok | Stuttgart
Govenda Arya Mara – Îdir | Köln
Koma Kûlîlkên Welat – Qilaban | Duisburg

Bugün final için tekrar sahneye çıkan üç grup:
Govenda Sîpan Amara – Jin – Wan | Hamburg
Koma Nûdem – Gimgim | Kiel
Koma Agirê Welat – Colemêrg | Solothurn

Bu yılın dikkat çeken en önemli detaylarından biri ise, dans edenlerin çoğunun kadın olmasıydı. Eskiden sadece erkeklerin gönderildiği halk oyunlarında artık kadınlar ön safta. Katılımcı dansçılarının yaklaşık yüzde 70’i kadındı. Bu bana göre tesadüf değil. Kürt kadınları tarih boyunca dilin, kültürün ve özgürlük mücadelesinin taşıyıcısı oldular. Bugün Jineoloji’nin ruhuyla, bu öncülük artık sahneye de yansıyor. Her adım, bir özgürlük izine dönüşüyordu.

Günün sonunda ödüller verildi. Kostüm ödülü Koma Ferasîn ve Govenda Baran’a gitti. Jüri özel ödülünü Kiel’den katılan Koma Nûdem aldı. Birincilik ise Wuppertal’den sahne alan Govenda Ar Çewlîg yöresine gitti.

Ödüllerin dağılımı hakkında bilgilerim eksik olabilir 🙂
Final sahnesinden önce jüri adına konuşan Weliyê Botî, kültürün yaşatılmasının özgürlük mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi. Özellikle çocukların ve gençlerin bu çalışmalara yönlendirilmesinin önemine vurgu yaptı.

Sabah 07.00’de başlayan gün, akşam 21.00 civarında sona erdi. Fiziksel olarak çok yoruldum ama ruhum dolu doluydu. Bugün, bir halkın diliyle, dansıyla, masalıyla, geçmişiyle ve yarınıyla buluştum. Mîhrîcan, sadece bir festival değil; Avrupa’da yaşayan Kürtlerin kolektif belleğini diri tutan bir hafıza mekânı. Her yıl daha da büyüyen, derinleşen, kök salan bir kültürel direniş.

Özgür Rayzan

Kültürlü Bir Günün Ardından Notlar7 Haziran 2025 / Köln / Duisburg Sabah (dün) saat yedi. Pencereden dışarıya baktığımda...
07/06/2025

Kültürlü Bir Günün Ardından Notlar

7 Haziran 2025 / Köln / Duisburg

Sabah (dün) saat yedi. Pencereden dışarıya baktığımda gri, serin bir hava karşıladı beni. Çiseleyen yağmur, festival günü için ilk bakışta moral bozucu gibi görünse de içimdeki heyecan bu gri perdenin çok ötesindeydi. Bugün, Avrupa’da yaşayan Kürtlerin kültürel belleğini yaşatmak, ortak hafızayı sahneye taşımak ve geleceğe devretmek için bir araya geldiği Kürdistan Govend Festivali’nin 36.’sı düzenleniyor. Duisburg’a gideceğim ve her zamanki gibi umut ve dayanışmayla dolu.

Hazırlıklarımı önceden tamamlamıştım. Kahvaltı etmeyenlerdenim; bu yüzden saat 9 gibi yola çıktım. Önce Ehrenfeld’den Mülheim’a, orada arkadaşlarım Firaz ve Yıldız’la buluştuktan sonra Duisburg’un yolunu tuttuk. Yol boyunca festivali konuştuk. Firaz, geçen yılın gruplarından söz etti: özellikle gençlerin enerjisini unutamamış.

Saat neredeyse 12’ye geliyordu. Festival alanına doğru yürürken ilk duyduğum şey davul ve zurna sesi oldu. Prova yapan gruplar, sahne kostümleriyle alanda koşturan gençler, son hazırlıkları yapan görevliler… Her şey yerli yerindeydi ve bir kültür şöleni başlamak üzereydi. Yöresel yemeklerin kokusu yoktu, international tavuk etti yanında turşu ve pilav vardı, stantların renkli yapısı, özellikle Zarok Ma, Amed Sport Duisburg ve Govend E.V. gibi tanıdık isimler, festivalin genişliğini gösteriyordu.

Çocukların neşeli koşuşturmaları, gençlerin prova sırasında birbirlerine gösterdikleri figürler… Bu yıl yaklaşık 34 grup sahne alacakmış; 19’u bugün, geri kalanı ise yarın sahnede olacak. Festival yalnızca dans değil. Bazı gruplar kaybolmaya yüz tutmuş halk oyunlarını araştırarak figürleri yeniden canlandırıyor. Bu katkılar jüri tarafından “araştırma” ve “kostüm” gibi özel ödüllerle değerlendiriliyor. Yarışma havasından çok bir kültürel koruma misyonu var.

15-30 yaş arasındaki gençlerin aktif katılımı dikkat çekiciydi. İlk kez sahneye çıkanlar heyecanlıydı ama birbirlerine gösterdikleri destekle atmosfer kolektif bir coşkuya dönüşüyordu.

Salonun köşesinde 27 yıldır moderatörlük yapan arkadaşım Berfin Hezîl ile karşılaştım. Geleneksel kıyafeti kendi tarzıyla birleştirmişti. Sahnedeki duruşu, esprileri ve zamanlamasıyla seyircileri hem güldürdü hem de coşturdu. Mamoste Yılmaz’la Dimilî Kürtçesinde konuşarak içten bir anı paylaştık. Amed yöresine ait desenli kostümüyle hazırlık komitesinden Sipan dikkat çekiciydi; kostümünü çok beğendim, o da benim için bir tane hazırlayacağını söyledi 🙂 Festival organizasyonu danscılar ve mamosteler gerçekleştiriyordu. Hazırlık komitesinden Ali Güler, istemememe rağmen yakama festival kartı taktı, küçük ama anlamlı bir jestti.

Bu yılın en dikkat çekici yönlerinden biri de kadın gruplarının fazlalığıydı. Sadece kadınlardan oluşan ekipler büyük özenle hazırlanmıştı. Kıyafet düzeltmeleri, makyajlar, sahne öncesi motivasyon sohbetleri… Katılım oranı erkeklerden yüksekti. Bu durum, diasporadaki Kürt kadınlarının kültürel alanda ne kadar güçlü bir mücadele sergilediklerini açıkça gösteriyordu.

Salon dolup taşmıştı. Sadece 350’e yakın dansçı vardı. Katılımcılar büyük oranda onların aileleri ve çevredeki Kürt kitlesinden oluşuyordu. Halaylarla başlayan gün, kolektif bir coşkuya dönüştü.

Tüm gruplar dışarıda büyük bir halayda birleşti ve festivali başlattı. Ardından salona geçildi. Şehitler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı, Govend tanıtım filmi izlendi, jüri üyeleri tanıtıldı. Jüri başkanı Weliyê Botî, 36 yıl sonra dördüncü kuşağın sahnede olduğunu belirtti ve “Bu bir yarışma değil, bir kültürel hafızanın aktarımıdır” dedi.

Sinan Asya arkadaş kültür hareketi adına yaptığı konuşmada 52 yıllık direnişin Avrupa’da 36 yıllık bir kültür nesli yarattığını söyledi. Govend, sadece bir dans değil; bir yaşam biçimi, bir kimlik taşıyıcısı, bir kültürel direnç olduğunu ifade etti. Bu festivalin sürdürülebilmesinin büyük bedellerle mümkün olduğunu vurguladı.

Hazırlık komitesi adına Mustafa Şahin kısa bir konuşma yaptıktan sonra, bugün (dün) sahne alan gruplara geçildi.

Govenda Ar-Jin (Wuppertal) – Kocgîrî oyunları,
Govenda Ciwanên Rojê (Wesel) – Botan,
Govenda Mezopotamya (Saarbrücken) – Agirî,
Govenda Şehit Serhat (Lehrte) – Gimgim,
Koma Şehit Zülküf (Nürnberg) – Riha,
Koma Kaniya Spi (Celle) – Agirî,
Koma Evîna Asmîn (Basel) – Colemerg (sadece kadınlardan oluşuyor),
Koma Dersim (Dortmund) – Gimgim, “Berivanê” adlı dengbêjî ile açılış yaptı,
Koma Agirê Welat (Solothurn) – Colemerg, “Lê Dayikê” klamıyla duygusal anlar oluştu,
Koma Delîl Ciyager (Berlin) – Gimgim, karma grup benim favorim!
Govenda Sipan Amara-Jin (Hamburg) – Wan,
Koma Hebûn (Verden) – Botan, Mem û Zîn ile tiyatral bir giriş yaptı.
Koma Morî (Köln) – Riha,
Govenda Çiyayên Welat (Lehrte) – Botan, başörtüsü stilleri dikkat çekiciydi.

Moderatör Berfin, konuşmasında tüm grupları takdir etti. Ardından yapıcı bir eleştiride bulunarak Şengal gibi bölgelerin halk oyunlarının araştırılması gerektiğini vurguladı. Bu çağrı, kültürel hafızanın sadece hatırlamak değil, araştırmakla da beslendiğini hatırlattı.

Her grubun sahnede bir hikayesi vardı: aşk, emek, düğün, savaş, barış, yas… Danslarda klamlar ve çîrokbejî anlatılar ön plandaydı. Bu yıl neredeyse tüm gruplar dengbêjîliğe önem verdi.

Dönüş yolunda ise küçük bir sürpriz yaşadım: Arkadaşım Firaz haber vermeden ayrılmış festivalden.

Sanatçı arkadaşım Merdan’la Köln’e döndüm. Yol boyunca günü konuştuk. Merdan, bu yılki katılımı ve içerik zenginliğini “son yılların en iyisi” olarak değerlendirdi. Gençlerin etkisiyle festivalde bir yenilenme yaşandığını ifade etti. Bu festivalin sadece bir sahne değil, aynı zamanda bir kuşak aktarımı, bir kültürel hafıza olduğunu konuşa konuşa vardık Köln’e.

Yarın (bugün) festivalin ikinci günü. Ama sonuçtan bağımsız olarak asıl kazanan belli: Kürt kültürü. Govend Festivali; bir buluşma, bir dayanışma ve en önemlisi bir hatırlama alanı.

Ozgur Rayzan

Adresse

Cologne

Benachrichtigungen

Lassen Sie sich von uns eine E-Mail senden und seien Sie der erste der Neuigkeiten und Aktionen von Ozgur Rayzan erfährt. Ihre E-Mail-Adresse wird nicht für andere Zwecke verwendet und Sie können sich jederzeit abmelden.

Service Kontaktieren

Nachricht an Ozgur Rayzan senden:

Teilen