Kurda, Kuşa, Aşa ve Göze

Kurda, Kuşa, Aşa ve Göze Grafik Tasarımcı, Tohum Fotoğrafçısı I Graphic Designer, Seed Photograpy

17/08/2026

Kayısılar, şeftaliler, vişneler, mürdüm erikleri, incirler, üzümler…
Hepsi şikayet ettiğimiz sıcakta güzelleşip olgunlaşıyorlar.
Bunu düşündüğümde sıcağı sevmeye başlıyorum.
Ya da bir anlamı olduğunu hissediyorum diyeyim…

Ve evde yapılan reçel ya da marmelat bana çok şefkat hissettiriyor.
Bugün kim bilir kaçımız kahvaltıda yemişizdir… hiç düşünmeden.

Şefkat bence bazen çok sessizdir.
Hissettirmeden sırtımıza dokunuverir.
Görmeye niyet edelim sadece…
Hissetmeye.

Ve bence önce kendimize şefkat göstermeye...

baharineskizdefteri

https://c.org/fdnD8nZjkB
17/08/2026

https://c.org/fdnD8nZjkB

Gerilim hatları leylekler için ölüm tuzağı olmasın. Yalıtım tedbirleri alınsın!

https://c.org/NbnT8Zs94N
12/08/2026

https://c.org/NbnT8Zs94N

Gerilim hatları leylekler için ölüm tuzağı olmasın. Yalıtım tedbirleri alınsın!

Zamanı gelmişti. Hatta çokça ev sahibi sayıldığım bir mekanda, tohum fotoğraflarımı kitaplarla buluşturmakta çok bile ge...
09/08/2026

Zamanı gelmişti. Hatta çokça ev sahibi sayıldığım bir mekanda, tohum fotoğraflarımı kitaplarla buluşturmakta çok bile geciktim. Üstelik bu kitapların bir çoğunun kapak tasarımında imzam var. Nihayet diyeyim o zaman….
Tohumlar gibi her sergiyle çoğalan fotoğraflarımla Arkeoloji ve Sanat Yayınlar’nın logosundan konseptine katkım olan, ArkeoPera’dayım! 11 Ağustos’tan 12 Eylül’e kadar hem fotoğraflarımı hem de tohumlu tasarımlarımı görebilirsiniz.

05/04/2026

Kaş’ta Lüleburgaz’a Rastlamak - (Köşe Yazısı)

Bazen insan memleketinden kilometrelerce uzağa gider ama yine de memleket onu bulur.

Ramazan Bayramı’nda Antalya Kaş’taydım. Aslında bu seyahatin benim için ayrı bir anlamı vardı. Teyzemler üç yıl önce Kaş’a taşınmıştı. Annemler gitmiş, kardeşim gitmiş ama ben iş yoğunluğundan bir türlü fırsat bulamamıştım. Üç yılın ardından nihayet gidebildim. Dayımla birlikte, onun yazlığına yerleştik.

Ama her zamanki gibi, gazeteci dediğin tam anlamıyla “tatil yapamaz.”

Teyzemle Kaş sokaklarında dolaşırken belediyenin sergi salonuna denk geldik. İçeride tohumlar üzerine bir sergi vardı. “İstersen bakalım” dedi. Girdik.

Sergiyi gezerken bir ayçiçeği fotoğrafının önünde durduk. Teyzem, “Bizim oraların çiçeği” dedi. O an, aslında sıradan bir cümleydi. Ama o cümle, birkaç saniye içinde bambaşka bir hikayeye dönüşecekti.

Yanımızda duran biri konuşmaya dahil oldu. “Sizin orası mı? Nerelisiniz?” diye sordu. “Trakyalıyız,” dedim. “Lüleburgazlıyız.” Kısa bir sessizlik oldu. Sonra o meşhur tepki geldi: “Yok artık!”

Meğer serginin sahibi, o an yanımızda duran kişi, Lalehan Uysal’mış. Ve o da Lüleburgazlıymış. Bir anlık şaşkınlık Ardından karşılıklı gülümseme… Lalehan Hanım, “Daha önce sergilerime Edirne’den, Tekirdağ’dan gelenler oldu ama ilk defa doğrudan Lüleburgazlılarla karşılaşıyorum” dedi.

Düşünsene… Türkiye’nin bir ucunda, Kaş’ta bir sergi salonunda, bir ayçiçeği fotoğrafının önünde, memleket çıkıyor karşına. Tesadüf mü? Belki. Ama bana göre değil.

Çünkü memleket dediğin şey sadece bir coğrafya değil. İnsan, nereye giderse gitsin, onu taşıyor içinde. Bazen bir kelimede, bazen bir fotoğrafta, bazen de hiç beklemediğin bir anda karşına çıkıyor. Benim için bu karşılaşma sadece bir tesadüf değildi. Aynı zamanda şunu da hatırlattı: Gazetecilik bir meslekten öte, bir refleks. Tatilde bile.

Nitekim öyle de oldu. O kısa sohbet, bir röportaja dönüştü. Kaş’a tatil yapmaya gittim ama yine haberle döndüm.

Demek ki bazı şeyler değişmiyor.

Nereye gidersen git…

Memleket de, meslek de seni buluyor.

Bu noktadan sonra sohbet uzadı. Ve ortaya sadece bir karşılaşma değil, bir hayat hikayesi çıktı. Lalehan Uysal Lüleburgaz’da doğmuş, henüz 14 yaşındayken ayrılmış. Babası ilçenin tanınan esnaflarından tüccar terzi İrfan Uysal, annesi ebe hemşire Şükran Uysal. Ancak hayatlarının yönünü değiştiren büyük bir kırılma noktası var: 1975 yılı.

O yıl Lüleburgazspor’un Bursaspor ile oynayacağı maça gitmek üzere aynı araçta 2 esnaf arkadaşıyla daha yola çıkan babası, Bursa’ya yaklaşırken meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybediyor. Otobüsü sollayan sarhoş bir sürücünün çarpmasıyla olay yerinde hepsi yaşamını yitiriyor ve Lüleburgaz’da şok etkisi yaratıyor.

O an sadece bir insan değil, bir düzen de kayboluyor. Terzi dükkanı kalfaya devrediliyor, annesinin tayini Bursa’ya çıkıyor ve aile Lüleburgaz’dan kopmak zorunda kalıyor. Henüz çocuk yaşta, bir şehirden diğerine savrulan bir hayat başlıyor.

Bursa yıllarının ardından üniversite için İstanbul’a geliyor. Güzel sanatlar grafik tasarım eğitimi alıyor ve kendi hayatını tek başına kuruyor. Bugün hala İstanbul’da yaşıyor ama Lüleburgaz’la bağı hiç kopmamış. Konuşurken bir anda geçmişe gidiyor: “Adını yanlış hatırlamıyorsam eskiden Lüleburgaz’da Sami diye bir tatlıcı vardı, revani, tulumba yapardı… Hala İstanbul’da revani yerken o adam ve Lüleburgaz aklıma gelir” diyor. Bu cümle aslında her şeyi anlatıyor. Memleket bazen bir sokak değil, bir tat oluyor. Bir isim oluyor. Bir hatıra oluyor. İnsanın içinden çıkmayan bir şey oluyor.

Bugün kendini “tohum gözlemcisi” olarak tanımlıyor. Ama bu sade tanımın arkasında oldukça güçlü bir birikim var. Grafik tasarımcı, yazar, editör…

Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde gazetecilik uygulamaları üzerine dersler veriyor. Aynı zamanda Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin ve Türkiye’nin ilk ekolojik pazarı olan Şişli %100 Ekolojik Pazar’ın kurucularından biri.

Ancak tüm bu unvanları bir kenara bırakıp kendini tek bir ifadeyle anlatıyor: “Ben tohum gözlemcisiyim.” Kaş’taki “Kurda, Kuşa, Aşa… ve Göze” adlı sergisi de bu bakış açısının bir yansıması. Fotoğraflarında tohumları görünür kılmaya çalışıyor.

İlk bakışta fark edilmeyen detayları, doğanın içindeki kusursuz matematiği ortaya çıkarıyor. Gölgesini bildiğimiz ama tohumunu bilmediğimiz ağaçları, her gün gördüğümüz ama hiç dikkat etmediğimiz başlangıçları gösteriyor. Aslında bir tohuma bakarken bir yaşamın özüne bakıyoruz ama çoğu zaman bunu fark etmiyoruz.

Bu sergi yolculuğu Kaş’ta başlamamış. Oxford Üniversitesi’nde düzenlenen ve 40 yılı aşkın süredir devam eden Oxford Symposium on Food and Cookery’de açtığı ilk sergiyle başlayan süreç, Londra’ya ve ardından Türkiye’nin farklı şehirlerine uzanmış. Farklı coğrafyaların tohumlarını fotoğraflamış ama hepsinde ortak olan bir şey var: hayatın özü. Ve o öz, bir şekilde onu yine memleketine bağlamış.

Konuşmanın bir yerinde Lüleburgaz’a dönmeyi düşünüp düşünmediğini sordum. “Geri dönebilirim” dedi. Bu cümle bir karar değil ama güçlü bir bağın göstergesi. Yengesinden bahsetti, ailesinden bahsetti, yeğenleri olan Uysal Kırtasiye’den bahsetti. Yani aslında bir şehirden değil, insanlardan söz etti. Zaten memleket dediğin de biraz bu değil mi?

Ben Kaş’a tatile gittim ama yine bir hikayeyle döndüm. Bu sadece bir röportaj değil, bir karşılaşma, bir tesadüf ve bir hatırlatma. Nereye gidersen git, memleket de meslek de seni buluyor. Bazen bir ayçiçeği fotoğrafında, bazen bir tatlının tadında, bazen de hiç beklemediğin bir anda karşına çıkan bir hemşehrinde.

Fotoğraflar ve köşe yazısını görmek için:

https://luleburgazpost.com/kose-yazilari/kas-ta-luleburgaz-a-rastlamak

Kaş’tayız; Tohumlar, kediler, kuçular ve ben… 22 Mart’a kadar buradayız! Kaş’taki ve yakın çevredeki dostları bekliyoruz...
16/03/2026

Kaş’tayız; Tohumlar, kediler, kuçular ve ben… 22 Mart’a kadar buradayız! Kaş’taki ve yakın çevredeki dostları bekliyoruz.

17/01/2026

MÜJDE!

CENGİZ HOLDİNG’İN HALİLAĞA BAKIR MADENİ’NİN İŞLETME İZNİ İPTAL EDİLDİ!

Cengiz Holding'e ait Halilağa Bakır Madeni “İşletme izni” İptali için Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ve Yönetim kurulu başkanı Süheyla Doğan tarafından açılan işletme izni iptali davası sonuçlanmış ve Çanakkale 2. İdare Mahkemesi İşletme İzni’nin iptaline karar vermiştir.

Davayı kaybedeceğini anlayan şirket her ne kadar yeniden işletme izni alsa da bu kazanım oldukça önemlidir. Mahkemenin kararı, şirketin usulsüzlüklerini ve Ruhsatı düzenleyen Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü yetkililerinin de nasıl şirketler yararına çalıştıkları ortaya çıkarmıştır.

Bu karar, tüm maden işletme izinleri açısından önemli bir karardır. ÇED izni alınmayan alanlara işletme izni verilemeyeceği ortaya çıkmıştır. Usulen köylüler tarafından açılan şirkete verilen yeni işletme izni ve işletme ruhsatı iptal davaları da devam etmektedir. Ayrıca şirket ve kurumlar hakkındaki Suç Duyurusu Dosyamız da devam etmektedir. Derneğimiz bu davalara da müdahil olacaktır. Bu davalara sahip çıkılması ve destek verilmesi çok önemlidir.

CENGİZ DEFOL!
HAVAMA SUYUMA TOPRAĞIMA DOKUNMA!

KAZDAĞI DOĞAL VE KÜLTÜREL VARLIKLARI KORUMA DERNEĞİ

17/01/2026
30/12/2025

"Ben hiçbir şey icat etmedim. Sadece ben keşfettim... "

"Bilginin en büyük düşmanı cehalet değil, bilginin yanılsamasıdır... "

"Hastalık zihinsel çöküşten doğar.
İnsan kendi doktoru olmalı. İnsanın içi huzurlu değilse, tüm ilaçlar ve en iyi doktorlar boşuna demektir.
Modern insanın bilinçaltı büyük fırtınalı rüzgarlarla huzursuz bir okyanus kadar çalkantılıdır.
İzlenimlerle dolu bir bilinçaltı ruhun huzursuz olmasına neden olur.
Duygular sonra volkanik bir patlama gibi kaynar.
Duygular üzerinde çalışmadan, maneviyat sadece kartlardan ibarettir. Ve gönül rahatlığı olmayan bir insan nedir?
İlahi lütuftan ayrı, boş yere maddi şeylerde rahatlık bulmaya çalışıyor. Orada rahat yok, dipsiz bir kuyu.
Daha fazla, daha fazla, daha fazla ver ve sonunda yine boşluk.
Ruh sakin bir denize dönüştüğünde iyileşme başlar.
Bunu unutma, bu altın kuraldır.
Çoğu hastalığın kökü ruhtadır, bu nedenle ruh çoğu hastalığı yenebilir. "

Nikola Tesla

Address

Istanbul

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kurda, Kuşa, Aşa ve Göze posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Kurda, Kuşa, Aşa ve Göze:

Shortcuts

Share