Yozgat Bozok Yaylası Grubu

Yozgat Bozok Yaylası Grubu Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Yozgat Bozok Yaylası Grubu, Merkez, Yozgat.

📌 YOZGAT VE İLÇELERİNDE VEFAT EDENLER
📌 MEMLEKETİMİZİN KÜLTÜRÜ, GÜNDEMİ, İNSANI VE DEĞERLERİ
📌 YOZGAT VE İLÇELERİNE DAİR HER ŞEY
🎯 ORTAK GAYEMİZ:YOZGAT
📌 instagram.com/yozgatbozokyaylasi
📌 https://x.com/YozgatBozokYayl
📌 https://www.instagram.com/

YOZGAT’IN ÇAYIRALAN’INDAN BİLİME UZANAN SESSİZ BİR HİKÂYE: MEHMET AKÇANBazı insanların yaptığı çalışmalar kitaplara, lab...
14/09/2026

YOZGAT’IN ÇAYIRALAN’INDAN BİLİME UZANAN SESSİZ BİR HİKÂYE: MEHMET AKÇAN

Bazı insanların yaptığı çalışmalar kitaplara, laboratuvarlara ve akademik makalelere girmez.

Ama onların hikâyeleri, dönemin imkânsızlıkları içerisinde bilime duyulan merakın, araştırma azminin ve mesleğe bağlılığın en güzel örneklerinden biri olarak kalır.

İşte Çayıralan’ın Aşağıtekke köyünden Mehmet Akçan da böyle bir isim…

1965 mezunu Emekli Sağlık Astsubayı Mehmet Akçan, görev hayatının önemli bir bölümünü laboratuvar hizmetlerinde geçirdi. 1970’li yılların başında Erzincan Asker Hastanesi’nde laboratuvar teknisyeni olarak görev yaparken, o dönemin tıbbi imkânlarının bugünkü kadar gelişmiş olmadığı bir döneme tanıklık etti.

Bugün bize son derece basit görünen gebelik testlerinin bulunmadığı o yıllarda, hamilelik şüphesi taşıyan kadınların durumunun belirlenmesi önemli bir problemdi.

Akçan’ın anlatımına göre, genç bir sağlık personeli olarak Profesör Kazım Aras’ın “Klinik Biyokimya” kitabını incelerken Galli-Mainini testine rastladı.

Bu yöntem gerçekten de tıp tarihinde kullanılan biyolojik gebelik testlerinden biriydi. 1947’de Carlos Galli-Mainini tarafından tanımlanan yöntemde, gebe kadının idrarındaki gebelik hormonlarının erkek kurbağa/karakurbağasında spermatozoit salınımını tetiklemesinden yararlanılıyordu. Sonuç, kurbağanın salgısının mikroskop altında incelenmesiyle belirleniyordu.

Akçan, kendi anlatımına göre bu yöntemi Erzincan’daki görev yaptığı hastanenin şartlarına uyarlayarak uygulamaya başladı.

Fırat Nehri çevresindeki sulak alanlarda bulunan kurbağalardan yararlanıyor, erkek kurbağaları ayırt ediyor ve hastaneye gelen kadınlardan alınan idrar örneklerini laboratuvar ortamında değerlendiriyordu.

Kadının idrarında gebelik hormonu bulunması halinde erkek kurbağanın spermatozoit salgıladığı gözlemleniyor, daha sonra bu örnek mikroskop altında inceleniyordu.

Bu yöntem yalnızca Mehmet Akçan’ın kişisel bir gözlemi değildi. Dönemin bilimsel literatüründe de Galli-Mainini testi ayrıntılı biçimde yer alıyor; hatta Türkiye’de yerli erkek su kurbağası ve kara kurbağası üzerinde gebelik testi araştırmaları yapılmıştı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası’nda 1950 yılında yayımlanan bir çalışma, gebe kadınların idrarı kullanılarak erkek kurbağalarda spermatozoit üretiminin araştırıldığını ortaya koyuyor.

Fakat Mehmet Akçan’ın hikâyesinin asıl dikkat çekici tarafı başka…

Kendisinin ifadesiyle, yaptığı çalışmanın arkasında akademik bir unvan yoktu.

O bir profesör değildi.
Bir üniversite laboratuvarının başında değildi.
Bir akademisyen değildi.

O, sağlık astsubayı ve laboratuvar teknisyeniydi.

Belki de en büyük kırgınlığı burada başlıyor.

Akçan, yıllar sonra kendisini şöyle ifade ediyor:

“Etiketim teknisyen ve asker, sağlık astsubayı olduğu için önümüz hep kesildi, değer verilmedi.”

Buna rağmen araştırma merakı hiç bitmedi.

Bugün Mehmet Akçan’ın anlattığı bu hikâye, yalnızca eski bir gebelik testinin hikâyesi olarak görülmemeli.

Bu hikâye;

İmkânsızlıklar içerisinde araştırmanın,
mesleğine sahip çıkmanın,
kitaplardan öğrenip uygulamaya geçirmenin
ve unvanı olmadan da bilime merak duymanın hikâyesidir.

Üstelik 1965 mezunu Emekli Sağlık Astsubayı Mehmet Akçan’ın adı, 2025 yılında TEMAD Genel Merkezi tarafından düzenlenen, 1975 Astsubay Hak Arama Mücadelesinin 50. yılı programında dönemin tanıklarından biri olarak da kayıtlara geçti.

Belki yıllar önce yaptığı çalışmalar akademik bir kürsüye ulaşmadı.

Belki adı bilim kitaplarında yer almadı.

Ama Çayıralan’ın Aşağıtekke köyünden çıkan bir sağlık astsubayının, 1970’li yılların Erzincan’ında laboratuvar imkânlarını zorlayarak bir tıbbi yöntemi uygulamaya çalışması, gelecek kuşaklara anlatılmaya değer bir hikâyedir.

Yozgat Bozok Yaylası Grubu olarak bizim görevimiz de tam olarak budur:

Unvanına değil, emeğine bakmak.

Kürsüsüne değil, ürettiği değere bakmak.

Ve yıllar boyunca görünmeyen insanların hikâyelerini gün yüzüne çıkarmak…

Mehmet Akçan’ın şahsında, bilime ve sağlık hizmetlerine emek veren bütün sağlık personelimizi saygıyla selamlıyoruz.

Çayıralan’dan Erzincan’a, laboratuvardan bilime uzanan bu sessiz hikâye; Yozgat’ın yetiştirdiği değerlerin ne kadar eskiye dayandığının da güzel bir örneğidir.

Yozgat Bozok Yaylası Grubu Yöneticisi
Kürşat Kayapınar

YOZGAT’TAN DÜNYAYA UZANAN BİR BAŞARI HİKÂYESİ: PROF. DR. HAYATİ AKBAŞProf. Dr. Hayati Akbaş, Yozgat’ta başlayan mütevazı...
14/09/2026

YOZGAT’TAN DÜNYAYA UZANAN BİR BAŞARI HİKÂYESİ: PROF. DR. HAYATİ AKBAŞ

Prof. Dr. Hayati Akbaş, Yozgat’ta başlayan mütevazı hayatını eğitim, azim ve çalışkanlıkla Türkiye’nin ve dünyanın tanıdığı bir başarı hikâyesine dönüştüren, Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi alanında öne çıkan hekimlerden biridir.

1 Ocak 1963’te Yozgat’ta doğan Hayati Akbaş, ilk, orta ve lise eğitimini Ankara’da tamamladı. 1982 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandı ve 1989 yılında doktor olarak mezun oldu.

Mezuniyetinin ardından mecburi hizmetini Artvin’in Yusufeli ilçesinde yaptı. Ardından Tıpta Uzmanlık Sınavı’nı kazanarak 1991 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimine başladı. 1996 yılında uzmanlığını tamamladı ve aynı üniversitede akademik kariyerine devam etti.

Akbaş’ın kariyerinde önemli dönüm noktalarından biri de 1998-1999 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri’nde mikrocerrahi ve estetik cerrahi alanında yaptığı çalışmalar oldu. Türkiye’ye döndükten sonra akademik faaliyetlerinin yanı sıra Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Anabilim Dalı Başkanlığı, Fakülte Yönetim Kurulu Üyeliği ve hastane başhekim yardımcılığı gibi görevler üstlendi.

2004 yılında doçentlik unvanını alan Akbaş, aynı yıl Azerbaycan’da düzenlenen Azeri Business Award kapsamında Yılın Doktoru ödülüne layık görüldü. Ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde çok sayıda çalışması yayımlandı; çeşitli kongrelerde bildiriler sundu.

AĞAÇ OYMACILIĞINDAN PLASTİK CERRAHİYE

Hayati Akbaş’ın hayat hikâyesini farklı kılan önemli ayrıntılardan biri çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadığı çalışma hayatıdır.

Basına verdiği röportajlarda, çocukluğunda ve öğrencilik yıllarında ağaç oymacılığı yaptığını, ailesinin geçimine katkı sağlamak için çalıştığını anlatan Akbaş, bu mesleğin ileride plastik cerrahiyi seçmesinde etkili olduğunu ifade ediyor.

Ağaca şekil vermekten insan bedeninin estetik ve fonksiyonel olarak yeniden yapılandırılmasına uzanan bu hikâye, onun mesleğe bakışını da şekillendirdi. Akbaş, estetik ve plastik cerrahiyi yalnızca bir tıp dalı değil, aynı zamanda beceri, sanat ve estetik anlayışı gerektiren bir alan olarak değerlendiriyor.

KÜÇÜK BİR KLİNİKTEN ULUSLARARASI MARKAYA

Akbaş, 2005 yılında üniversitedeki görevinden ayrılarak Samsun’da FBM markasının temellerini attı. Sonraki yıllarda İstanbul, Batum ve Bakü gibi merkezlerde faaliyetlerini genişletti; Almanya’nın Köln kentinde de irtibat ofisi oluşturdu.

2026 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde öğrencilerle buluşan Akbaş, 21 yıl önce küçük bir klinikle başlayan FBM yolculuğunun uluslararası tanınan bir merkeze dönüştüğünü anlattı. OMÜ’nün haberinde, bu başarı hikâyesini gençlere “Hayal kurun, kendinize inanın ve çok çalışın” mesajıyla aktardığı belirtildi.

Bugün FBM'nin kendi kurumsal bilgilerinde, merkezin 98’den fazla ülkeden hastaya hizmet verdiği ve 10 binden fazla hastaya ulaştığı belirtiliyor.

YOZGATLI BİR DEĞER

Hayati Akbaş’ın hikâyesi yalnızca tıp alanındaki başarısıyla değil, Yozgat’tan çıkıp uluslararası ölçekte bir marka oluşturmasıyla da dikkat çekiyor.

Yerel Yozgat basınında da doğum yeri ve kariyer yolculuğu özellikle vurgulanan Akbaş, Yozgat’ın yetiştirdiği ve kendi emeğiyle ulusal sınırları aşan isimlerden biri olarak öne çıkıyor.

Çocukluk yıllarında ekonomik zorluklara rağmen eğitiminden vazgeçmeyen, üniversite yıllarında çalışarak okuyan, akademik kariyer yapan ve ardından kendi markasını oluşturan Prof. Dr. Hayati Akbaş’ın hayatı, “imkânların değil, azmin insanı nereye taşıyabileceğinin” güçlü örneklerinden biri.

Bugün Samsun’dan dünyaya uzanan mesleki yolculuğuyla tanınan Prof. Dr. Hayati Akbaş, Bozok Yaylası’ndan çıkıp tıp dünyasında kendisine güçlü bir yer edinen Yozgatlı bir değer olarak başarı hikâyesini sürdürmektedir.

Yozgat Bozok Yaylası olarak bizler, hemşehrimiz Prof. Dr. Hayati Akbaş’ı yalnızca mesleki başarılarıyla değil; yokluklara rağmen okuyarak, çalışarak ve hayallerinin peşinden giderek oluşturduğu hayat hikâyesiyle de örnek bir Yozgatlı olarak görüyoruz.

Yozgat’tan dünyaya uzanan bu başarı hikâyesi, gençlerimize de önemli bir mesaj veriyor:
Hayal et, inan, çalış ve asla vazgeçme.
Hayati Akbaş

YOZGAT’IN GÖNÜL İNSANI: ZEYNEP ERTAL ALTUNKUYUZeynep Ertal Altunkuyu, hayatını bedensel engelli bireylerin sosyal hayata...
14/09/2026

YOZGAT’IN GÖNÜL İNSANI: ZEYNEP ERTAL ALTUNKUYU

Zeynep Ertal Altunkuyu, hayatını bedensel engelli bireylerin sosyal hayata katılması ve spor yoluyla özgüven kazanmalarına adayan, Yozgat’ın gönüllülük ve engelli sporları alanındaki önemli isimlerinden biridir.

Yozgat merkezde doğup büyüyen Altunkuyu, memuriyet hayatının ardından emekli olarak Sorgun’a yerleşti. Kendi ifadesiyle, emeklilik sonrasında “üretmeyi sevdiği” için evde kalmak yerine gönüllü çalışmalara yöneldi. 2012 yılında Süleyman Özdemir’in başkanlığında kurulan Engelliler Derneği’nde gönüllü olarak görev almaya başladı.

Engelli bireylerle olan bağı ise daha önce, komşusunun bedensel engelli kızı sayesinde başladı. Bu karşılaşma zamanla hayatının önemli bir bölümünü engelli bireylere adamaya dönüşürken, Altunkuyu köy köy dolaşarak engelli vatandaşların sorunlarıyla ilgilendi.

SPORLA ENGELLERİ AŞAN BİR MÜCADELE

Altunkuyu’nun çalışmalarının en önemli ayağını spor oluşturdu. Sporla daha önce ilgisi olmamasına rağmen engelli bireylerin spor yapabildiğini öğrenerek eğitim aldı ve tekerlekli sandalye basketbolu antrenörlük belgesi kazandı. Ardından engelli bireylerin basketbol ve badminton gibi sporlarla sosyal hayata katılmasına öncülük etti.

2015 yılında kurulan Sorgun Engelliler Umut Spor Kulübü ile birlikte Yozgat’ta tekerlekli sandalye basketbolunun gelişmesinde önemli rol üstlendi. Türkiye Atıcılık ve Avcılık Federasyonu'nun kulüp listesinde de Sorgun Engelliler Umut Spor Kulübü'nün başkanı olarak Zeynep Ertal Altunkuyu'nun adı yer alıyor.

Kulüp, zaman içerisinde bölgesel ligden 3. Lig'e, ardından 2. Lig'e yükselerek Yozgat ve Sorgun'u Türkiye genelinde temsil etti. Altunkuyu da bu süreçte kulüp başkanı olarak takımın mücadelesinin önünde yer aldı.

“HAYATIN İÇERİSİNDE BİZ DE VARIZ”

Altunkuyu’nun mücadelesinin temelinde engelli bireylerin yalnızca spor yapması değil, toplumun içerisinde aktif şekilde yer alması düşüncesi bulunuyor.

Yozgat Valiliği tarafından yapılan bir haberde Altunkuyu, engelleri sporla aşmanın önemine dikkat çekerek, “Hayatın içerisinde biz de varız demek çok güzel bir şey” ifadelerini kullanmıştı.

Kulübün lig mücadelesinde yalnızca sportif başarıyı değil, Sorgun ve Yozgat’ın tanıtımını da önemseyen Altunkuyu, 2019-2020 sezonunun ardından takımın Sorgun'u farklı şehirlerde hem sportif hem de sosyal ve kültürel anlamda temsil ettiğini vurguladı.

ZORLUKLARA RAĞMEN MÜCADELE

Bu yolculuk her zaman kolay olmadı. Pandemi ve sponsor desteğinin yetersizliği nedeniyle takım zaman zaman liglere ara vermek zorunda kaldı. Altunkuyu, 2024 yılında yaptığı açıklamada takımın en önemli ihtiyaçlarından birinin ağır engelli sporcuların ulaşımını sağlayabilecek asansörlü araç olduğunu belirtti. Buna rağmen mücadeleden vazgeçmediklerini ve hedeflerinin 1. Lig olduğunu ifade etti.

2024-2025 döneminde Yozgat Valiliği de Sorgun Umut Spor Kulübü'ne malzeme desteği sağladı. Vali Mehmet Ali Özkan, takımın Yozgat ve Sorgun'u gönüllü olarak temsil ettiğini belirterek sporcuların yanında olduklarını açıkladı. Altunkuyu da verilen destek nedeniyle teşekkür etti.

ÖDÜLLE TAÇLANDIRILAN EMEK

Altunkuyu'nun engelli sporuna verdiği emek, yalnızca Yozgat'ta değil, spor çevrelerinde de takdir gördü. 2022 yılında Kadın Basketbol Dayanışma Derneği tarafından hem kendisi hem de kulübü adına plaketle ödüllendirildi.

2026 yılında ise Sorgun Umut Spor Kulübü'nün 2. Lig'deki mücadelesi devam ederken Altunkuyu, takımın son iki sezondur 1. Lig'in kapısından döndüğünü ve yeni transferlerle hedeflerinin 1. Lig'e yükselmek olduğunu açıkladı. Sezonun ilk maçında Sorgun ekibi Amasya Hayat 05 Spor Kulübü'nü 66-29 mağlup ederek sezona güçlü bir başlangıç yaptı.

YOZGAT’TA BİR GÖNÜLLÜLÜK HİKÂYESİ

Zeynep Ertal Altunkuyu'nun hikâyesi; emeklilikten sonra kendisi için sakin bir hayat kurmak yerine, başkalarının hayatına dokunmayı seçen bir Yozgatlının hikâyesidir.

Köy köy dolaşarak engelli bireylerin sorunlarını dinleyen, sporla tanıştıran, tekerlekli sandalye basketbol takımının yıllarca ayakta kalması için mücadele eden Altunkuyu; Yozgat’ta engelli bireylerin görünür olması, sosyal hayatın içerisinde yer alması ve spor yoluyla hayata daha güçlü tutunması için emek veren gönüllü bir isim olarak öne çıkıyor.

Onun mücadelesinin özeti aslında tek bir cümlede saklı:

Engelleri görmek yerine, insanların önündeki engelleri kaldırmaya çalışmak…

Yozgat’ın değerlerini ve insan hikâyelerini görünür kılmak adına, Zeynep Ertal Altunkuyu’nun yıllardır verdiği bu gönüllü mücadele de Yozgat’ın gurur duyacağı örnek hikâyelerden biridir.

Bozok Yaylası Grubu olarak Zeynep Ertal Altunkuyu’ya ve Sorgun Engelliler Umut Spor Kulübü’ne başarılar diliyor, azim ve emekleriyle nice güzel başarılara imza atmalarını temenni ediyoruz.

14/09/2026

YOZGAT’IN “BEYAZ ALTINI”: PEKMEZ TOPRAĞI

Yozgat’ın Şefaatli ilçesine bağlı Küçükincirli köyünde, yüzyıllardır geleneksel pekmez yapımında kullanılan özel bir toprak çıkarılıyor.

Halk arasında “ak toprak” veya “pekmez toprağı” olarak bilinen, bilimsel olarak ise marn olarak adlandırılan bu özel toprak; üzüm pekmezine kendine özgü lezzet ve kıvam kazandırıyor.

Köy sakini Bünyamin Yalçın, bu toprağın nesiller boyunca pekmez yapımında kullanıldığını belirterek, “Bu toprak olmazsa pekmez olmuyor.” diyor.

Küçükincirli Köyü Muhtarı Yavuz İcik ise pekmez toprağını “köyümüzün beyaz altını” olarak nitelendiriyor. Şefaatli’nin yanı sıra Akdağmadeni, Çayıralan ve Çekerek gibi ilçelerden de vatandaşların bu toprağı almak için köye geldiği belirtiliyor.

Geçmişte yerin 10-20 metre derinliğindeki damarlardan, büyük emeklerle çıkarılan pekmez toprağı bugün de geleneksel üretimin önemli bir parçası olmayı sürdürüyor.

Toprağın ihtiyaç sahiplerine çoğunlukla ücretsiz verilmesi ise bu geleneğin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda imece ve paylaşma kültürünün bir parçası olduğunu gösteriyor.

📍 Şefaatli – Küçükincirli Köyü
🍇 Üzümden pekmeze, topraktan kültüre…

Yozgat’ın kadim değerleri yaşatılmaya devam ediyor.

🌍 YOZGAT’TAN DÜNYA BİLİMİNE UZANAN BİR BAŞARI: PROF. DR. HÜLYA ŞİMŞEKYozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikro...
14/09/2026

🌍 YOZGAT’TAN DÜNYA BİLİMİNE UZANAN BİR BAŞARI: PROF. DR. HÜLYA ŞİMŞEK

Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hülya Şimşek, yıllara dayanan akademik birikimi, bilimsel çalışmaları ve uluslararası araştırmalarıyla Yozgat’ın sağlık bilimleri alanındaki önemli değerlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Bilim yolculuğuna biyolog olarak başlayan Prof. Dr. Şimşek; Sağlık Bakanlığı bünyesinde ELISA Laboratuvarı ve Ulusal Tüberküloz Referans Laboratuvarı sorumlulukları dahil olmak üzere önemli görevler üstlendi.

Tüberküloz, mikrobiyoloji, enfeksiyon hastalıkları, parazitler ve bulaşıcı hastalıklar üzerine çalışmalar yapan Prof. Dr. Şimşek, bilimsel araştırmalarını uluslararası platformlara da taşıdı. ABD’de FDA Bethesda ve Jacksonville, Florida’daki laboratuvarlarda özellikle tüberküloz ve ilaç direnci tanı yöntemleri üzerine araştırmalar gerçekleştirdi.

📚 2019 yılından bu yana Yozgat Bozok Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Şimşek, akademik çalışmalarını Yozgat’ta sürdürüyor.

Bozok Üniversitesi AVESİS kayıtlarında 172 bilimsel yayın, 11 proje ve 2 fikri mülkiyet çalışması bulunan Prof. Dr. Şimşek’in çalışmaları uluslararası bilim dünyasında da karşılık buluyor.

🇯🇵 YOZGAT’TAN TOKYO’YA UZANAN BİLİMSEL İŞ BİRLİĞİ

Prof. Dr. Hülya Şimşek’in bilimsel yolculuğundaki dikkat çekici başarılardan biri de Tokyo Üniversitesi ile gerçekleştirdiği araştırma iş birliği.

TÜBİTAK 2219 Doktora Sonrası Araştırma Burs Programı kapsamında Tokyo Üniversitesi The Institute of Medical Science bünyesinde araştırmalar yapan Prof. Dr. Şimşek, baş araştırmacı olarak yer aldığı sıtma ve leishmaniasis hastalıklarına yönelik araştırma projesiyle uluslararası bilimsel iş birliklerine önemli bir katkı sundu.

Bilimsel çalışmalarını yalnızca kendi alanıyla sınırlı tutmayan Prof. Dr. Şimşek; Yozgat’ta düzenlenen mikrobiyoloji ve bakteriyofaj eğitimlerinde de görev alarak genç araştırmacıların yetişmesine katkı sağlıyor.

🎓 BİLİMİNİ YOZGAT’TA ÜRETİYOR, DÜNYAYA TAŞIYOR

Prof. Dr. Hülya Şimşek’in hikâyesi; laboratuvarlarda başlayan, ulusal referans merkezlerinden geçen ve bugün Yozgat Bozok Üniversitesi’nden dünyanın önemli bilim merkezlerine uzanan örnek bir akademik başarı hikâyesidir.

Bizler inanıyoruz ki;

Yozgat’ın yetiştirdiği değerleri görünür kılmak, emeklerini takdir etmek ve gençlerimize örnek göstermek hepimizin sorumluluğudur.

Bozok Yaylası’ndan dünya bilimine uzanan bu başarı, Yozgat adına gurur veren değerlerimizden biridir. 🇹🇷

Yozgat Bozok Yaylası Grubu olarak Prof. Dr. Hülya Şimşek hocamızı bilim dünyasına yaptığı değerli katkılardan dolayı gönülden tebrik ediyor, başarılarının artarak devam etmesini diliyoruz.

Sen ben yok, biz varız.
Hep birlikte Yozgat’ız. ❤️

YOZGAT’TAN SANATA, YAZIYA VE HAFIZAYA UZANAN BİR ÖMÜR: KENAN EROĞLUYozgat’ın yetiştirdiği ressam, yazar, araştırmacı ve ...
14/09/2026

YOZGAT’TAN SANATA, YAZIYA VE HAFIZAYA UZANAN BİR ÖMÜR: KENAN EROĞLU

Yozgat’ın yetiştirdiği ressam, yazar, araştırmacı ve kültür insanlarından Kenan Eroğlu…

1950 yılında Yozgat’ta dünyaya gelen Kenan Eroğlu, çocukluk ve gençlik yıllarını memleketinde geçirdi. 1957-1971 yılları arasında ilk, orta ve lise eğitimini Yozgat’ta tamamladı. Daha çocukluk yıllarında resme ilgi duyan Eroğlu’nun sanatla olan bağı, ilerleyen yıllarda hayatının önemli bir parçasına dönüştü.

1971 yılında Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Ekonomi-Maliye Bölümü’ne giren Eroğlu, yükseköğrenimini tamamladı. Öğrencilik yıllarından itibaren yalnızca eğitim hayatıyla değil; resim, desen, kültür ve edebiyat çalışmalarıyla da ilgilendi.

YOZGAT’IN KÜLTÜR VE FİKİR HAYATINDA

Eroğlu’nun çizimleri ve desenleri, 1970’li yıllardan itibaren Türk Edebiyatı, Töre, Ocak, Millî Eğitim ve Kültür, Doğuş, Erciyes, Birliğe Çağrı, Kutlu Doğum ve Yozgat Divanı gibi çeşitli dergilerde yayımlandı. Bunun yanında mahallî gazetelerde ve kültür-edebiyat yayınlarında yazıları yer aldı.

Gençlik yıllarında Yozgat’taki milliyetçi hareket içerisinde aktif görevler üstlenen Eroğlu, 1968-1980 döneminde yaşadığı olayları ve dönemin Yozgat’ını yıllar sonra kaleme aldığı eserlerinde gelecek kuşaklara aktardı.

Bu yönüyle onun yazarlığı yalnızca bir edebiyat çalışması değil, aynı zamanda Yozgat’ın yakın tarihine ilişkin kişisel tanıklıkların kayda geçirilmesi niteliği taşıyor.

TÜRK OCAĞI VE YOZGAT’A HİZMET

Kenan Eroğlu, Yozgat Türk Ocağı’nın kuruluşunda yer aldı ve bir dönem başkanlığını yaptı. 1989 yılında açılışı gerçekleştirilen Yozgat Türk Ocağı, onun döneminde konferanslar, sohbetler ve çeşitli kültürel faaliyetlerle şehir hayatında önemli bir yer edinmeye çalıştı.

Ayrıca Yozgat’ta yayın yapan RTV66 televizyon kanalının kuruluşunda da rol aldı.

RESİM VE AHŞAP YAKMA SANATI

Kenan Eroğlu’nun hayatındaki önemli alanlardan biri de resim sanatıdır.

Özellikle ahşap yakma tekniği üzerine yoğunlaşan Eroğlu, çocukluk yıllarından başlayan resim merakını zaman içerisinde profesyonel bir sanat çalışmasına dönüştürdü.

Kendi anlatımına göre lise yıllarında Ankara ziyaretleri sırasında ahşap yakma sanatına ilgi duydu. İlk dönemlerde çeşitli denemeler yapan Eroğlu, 2000 yılından itibaren bu alana profesyonel olarak yöneldi.

2000 yılında Yozgat’ta ilk sergisini açtı. 2004 yılında Ankara’da ahşap yakma ve suluboya çalışmalarını sanatseverlerle buluşturdu. 2006 yılında ise “Eski Ankara ve Beypazarı Evleri” konulu ahşap yakma eserlerini Beypazarı’nda sergiledi.

Ulusal basında yer alan haberlere göre Eroğlu, Ankara, Yozgat ve Beypazarı başta olmak üzere 22’den fazla sergiye katıldı; karma sergilerde de eserlerini sanatseverlerle buluşturdu.

Ayrıca bazı Yozgatlı şairlerin kitaplarının kapak desenlerini hazırlayarak edebiyat ile resim sanatını bir araya getirdi.

YOZGAT’IN 1968-1980 YILLARINA TANIKLIK

Eroğlu’nun en çok ses getiren çalışmalarından biri “Bizi Biz Yapan Hayallerimiz Vardı” adlı kitabıdır.

Eserinde 1968-1980 yılları arasında Yozgat’ta yaşanan siyasi ve sosyal olayları, kendi tanıklıkları ve hatıraları üzerinden anlatıyor. Eroğlu, kitabın bilimsel bir tarih çalışması olmadığını, yaşadıklarını ve hatırladıklarını kendi penceresinden aktardığını özellikle belirtiyor.

550 sayfayı aşan eser, kısa sürede okuyucuların ilgisini gördü. 2024-2025 dönemindeki yeni baskılarıyla birlikte kitabın 5. baskıya ulaştığı yerel basında da yer aldı.

Bu eser, aynı zamanda Eroğlu’nun gençlik yıllarında yaşadığı Yozgat’ı ve dönemin toplumsal atmosferini gelecek nesillere aktarma çabasının önemli bir örneği oldu.

DOKTRİNER EĞİTİM NOTLARINDAN KİTAPLARA

Eroğlu’nun bir diğer dikkat çeken çalışması “Ülkücü Hareketin Doktriner Eğitimi” adlı eseridir.

Kaynaklarda, Yozgat Genç Ülkücüler Teşkilatı içerisinde yetiştiği ve Mayıs 1980’de gerçekleştirilen iç eğitim sürecine katıldığı aktarılıyor. O dönemde aldığı eğitimlerde tuttuğu notları daha sonra kitaplaştırdı.

Bunun yanında “Hayaller ve Gerçekler”, “Bilinmeyen Ziya Gökalp”, “Türkçülüğün Esasları”, “Türk Töresi”, “Türkleşmek İslâmlaşmak Muasırlaşmak” ve “Altın Işık” gibi çalışmaları da yayımlandı.

BUGÜN KENAN EROĞLU

Bugün Kenan Eroğlu; ressam, yazar, araştırmacı ve kültür insanı kimlikleriyle çalışmalarını sürdürüyor.

Yozgat’ın geçmişini, kültürünü, insanlarını ve özellikle kendi kuşağının yaşadığı önemli dönemleri yazıları ve eserleriyle kayıt altına alıyor. Yerel basında köşe yazıları yayımlanan Eroğlu, aynı zamanda kitap fuarları ve kültür-sanat etkinliklerinde Yozgatlı okurlarla buluşuyor.

Onun hayat hikâyesinin en dikkat çekici taraflarından biri ise çocuklukta başlayan resim merakının, gençlik yıllarındaki kültür ve fikir çalışmalarıyla birleşerek yazarlığa ve araştırmacılığa uzanmasıdır.

Bir Yozgat çocuğunun yıllar boyunca biriktirdiği hatıralar bugün kitaplara, yazılara ve sanat eserlerine dönüşüyor.

Kenan Eroğlu’nun hikâyesi, aslında yalnızca bir sanatçının veya yazarın hikâyesi değil; Yozgat’ın yakın tarihine, kültürüne ve hafızasına tanıklık eden bir ömrün hikâyesidir.

Yozgat Bozok Yaylası’ndan yetişen değerlerimizi tanımaya ve tanıtmaya devam edeceğiz.

Yozgat Bozok Yaylası Grubu Yöneticisi
Kürşat Kayapınar

YOZGAT’IN OKULU BİLE OLMAYAN KÖYÜNDEN ÇIKTI, ARDINDA DEV BİR EĞİTİM MİRASI BIRAKTIİbrahim Arıkan…Yozgat’ın Sorgun ilçesi...
14/09/2026

YOZGAT’IN OKULU BİLE OLMAYAN KÖYÜNDEN ÇIKTI, ARDINDA DEV BİR EĞİTİM MİRASI BIRAKTI

İbrahim Arıkan…

Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Salur köyünde okul yoktu. Henüz dokuz yaşında, yalnızca okuyup yazabilmek için her gün kilometrelerce yürüyerek komşu köydeki okula giden bir çocuktu.

Konuşma güçlüğü nedeniyle önüne engeller çıktı. Ancak öğretmeni İsmet Dolay ona inandı ve “Bu çocuk okur!” diyerek elinden tuttu.

İbrahim Arıkan, o inancın karşılığını büyük bir başarı hikâyesiyle verdi.

Ankara’daki öğretmen okulunu birincilikle tamamladı. Fizik ve matematik eğitimi aldı, Yıldız Teknik’te akademik çalışmalar yaptı. 1972 yılında dershane sektörüne adım attı. Daha sonra eğitimden taşımacılığa uzanan büyük bir girişimcilik hikâyesinin temellerini attı.

Yıllar boyunca farklı ülkelerin eğitim sistemlerini inceledi. Bilim insanlarıyla birlikte özgün bir eğitim modeli geliştirdi. 1996 yılında kurduğu eğitim kurumu zamanla üniversiteye dönüştü.

Binlerce öğrencinin yetişmesine, gençlerin geleceğine ışık olmasına vesile oldu.

Fakat onun hikâyesindeki en büyük ders, vefasıydı.

Kendisine yıllar önce inanan öğretmeni İsmet Dolay’ı hiç unutmadı. “Bu çocuk okur” diyerek elinden tutan öğretmeninin heykelini yaptırdı ve kurduğu okulun bahçesine taşıttı.

Okulu olmayan bir köyden çıkan bir çocuğun kurduğu okulun bahçesinde, ona eğitim yolunu açan öğretmeninin heykeli yükseliyordu.

İbrahim Arıkan, 2016 yılında 75 yaşında hayatını kaybetti.

Geride yalnızca şirketler, kurumlar ve eserler değil; azim, başarı, vefa ve binlerce gencin geleceğine dokunan büyük bir eğitim mirası bıraktı.

Salur köyü, Bozok Yaylası’nın bağrından böyle büyük bir değer yetiştirdi.

Yozgat Bozok Yaylası Grubu olarak hemşehrimiz İbrahim Arıkan’ı rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.

Mekânı cennet, makamı âli olsun.
Başta ailesi olmak üzere tüm sevenlerine sabır diliyoruz.

Ruhu şad olsun. 🇹🇷🧿

Bozok Yaylası’nın yetiştirdiği değerleri unutmuyor, unutturmuyoruz.

13/09/2026

SPOR VADİSİ VE KİRAZLI GÖLETİ DÜZENLEMELERİ İÇİN BELEDİYE BAŞKANIMIZ DR.KAZIM ARSLAN’A
GÖNÜLDEN TEŞEKKÜR EDERİZ.

TAN TAŞÇI Aslen Yozgat Akdağmadenli olup, 30 Ekim 1981 tarihinde Almanya’da, Selma ve Yusuf Taşçı’nın küçük oğlu olarak ...
13/09/2026

TAN TAŞÇI

Aslen Yozgat Akdağmadenli olup, 30 Ekim 1981 tarihinde Almanya’da, Selma ve Yusuf Taşçı’nın küçük oğlu olarak dünyaya gelen Tan, ilkokula Ankara’da, Arı Koleji’nde başladı. Lise eğitimini ise Rauf Denktaş Lisesi’nde tamamladıktan sonra polifonik korolarda uzun süre şarkı söyledi. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Yarı Zamanlı Korosuna katıldı. Bunun yanında şan dersleri de aldı.

Daha sonra, Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera ve Şan bölümüne girdi. Aynı zamanda halk müziği, sanat müziği gibi çeşitli korolarda ve devlet operasında görev aldı. Sahne dersleri de alan Tan, “Mürüvvetsiz Mürüvvet” adlı Türk filminde de rol aldı.[kaynak belirtilmeli] Öğrencilik yıllarında da birçok gece kulübünde ve organizasyonlarda sahne alan Tan, 13 Mayıs 2005’te tümü kendi bestelerinden oluşan “Rica Ederim” adlı ilk albümünü çıkardı ve bu albümdeki slow parçalarla adını duyurdu. Bozkırınoğlu® 🇹🇷 Tan Taşçı

KABALI KÖYÜNDEN TÜRKİYE’NİN MÜLKİ İDARESİNE: YOZGATLI HARUN REŞİT HANYozgat’ın Kadışehri ilçesine bağlı Kabalı köyünde 1...
13/09/2026

KABALI KÖYÜNDEN TÜRKİYE’NİN MÜLKİ İDARESİNE: YOZGATLI HARUN REŞİT HAN

Yozgat’ın Kadışehri ilçesine bağlı Kabalı köyünde 1988 yılında dünyaya gelen Harun Reşit Han, bugün Türkiye’nin farklı bölgelerinde görev yapan başarılı mülki idare amirlerinden biri olarak dikkat çekiyor.

İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamlayan Han, 2011 yılında Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Üniversite yıllarında Erasmus programıyla Almanya’daki Viadrina Üniversitesi’nde bir dönem eğitim gördü. Daha sonra Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde Sosyal Politika alanında yüksek lisans yaptı.

Meslek hayatına 2013 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda Uzman Yardımcısı olarak başlayan Harun Reşit Han, 2017-2018 yıllarında Başbakanlıkta görev yaptı. Kaymakamlık sınavını başarıyla kazanarak 2018 yılında Yozgat Kaymakam Adayı olarak mülki idare amirliği mesleğine adım attı.

Yozgat Valiliği’nde il merkez stajını tamamlayan Han; Ankara Elmadağ’da kaymakam refikliği, Çorum İskilip ve Burdur Ağlasun’da kaymakam vekilliği görevlerinde bulundu. Edirne’de mülkiye teftiş stajını tamamladıktan sonra İngiltere’nin Londra şehrinde INTO City University of London bünyesinde İngilizce eğitimi aldı.

2020 yılında Eskişehir Mahmudiye Kaymakamlığına başlayan Harun Reşit Han, 2022 yılında Afyonkarahisar Şuhut Kaymakamlığına atandı. Şuhut’ta görev yaptığı dönemde ilçeye yönelik çalışmalarıyla öne çıktı ve Şuhut Belediye Meclisi tarafından Fahri Hemşehrilik Beratı ile onurlandırıldı.

6 Şubat 2023 depremlerinin ardından büyük zarar gören Hatay’da Vali Yardımcısı olarak görevlendirilen Han, daha sonra Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Şanlıurfa’nın Harran ilçesine Kaymakam olarak atandı ve 31 Temmuz 2024 tarihinde görevine başladı.

Harran’da yalnızca makamında görev yapan bir yönetici olmakla kalmayan Harun Reşit Han, ilçenin tarihi ve turistik değerlerinin tanıtımına da özel önem verdi. Ulusal ve yerel basına yansıyan haberlerde, hafta sonları Harran’a gelen yerli ve yabancı turistlere bizzat eşlik ederek tarihi mekanları anlattığı ve adeta “kültür ve turizm elçisi” gibi çalıştığı aktarıldı.

İngilizce ve Almanca bilen Harun Reşit Han, evli ve bir çocuk babasıdır.

Kabalı’dan İstanbul’a, oradan Türkiye’nin farklı şehirlerine uzanan bir eğitim ve devlet hizmeti yolculuğu…

Bugün Harran’da görev yapan Yozgatlı Harun Reşit Han, memleketinin adını Türkiye’nin farklı coğrafyalarında taşıyan genç mülki idarecilerimizden biri olarak görevini sürdürüyor.

Yozgat Bozok Yaylası Grubu olarak, hemşehrimiz Harun Reşit Han’a görevinde başarılar diliyor, Yozgat’ın yetiştirdiği değerler arasında kendisini gururla tanıtıyoruz.

Yozgat Bozok Yaylası Grubu Yöneticisi
Kürşat Kayapınar

Address

Merkez
Yozgat
66100

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Yozgat Bozok Yaylası Grubu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share